8 Haziran 2011 Çarşamba
Gece Sütü+ Bez
26 Nisan 2011 Salı
Kulağınızın Pası Silinsin
Kulağınızın pası silinsin.
10 Mart 2011 Perşembe
2,5 yaş+Masal
Uykusu gelmeye başladı mı "anne Şıpı şıp balığı oku" diye tutuyo doğru yatağa. O kitap bitince aşağıdaki mini masallardan seçmeler ya da masal kitabından masal okumaya devam ediyorum.
21 Ocak 2011 Cuma
Kreş Mevzusunda Son Nokta
Bu kreş mevzuları derin mevzularmış gerçekten. Şöyle yapacağım böyle yapacağım demekle peynir gemisi yürümüyormuş. Yaşamadan bilinmiyormuş. Bu da bana kapak oldu.
6 Ocak 2011 Perşembe
Ne Yapmalı?
27 Aralık 2010 Pazartesi
Çok İhmal Ettim Bu Aralar
Yeniliklere açık olduğumuz kadar eski alışkanlıklarımıza da tam gaz devam ediyoruz. 24 saat Tost yiyebilir diye düşünüyorum. Sabah gözünü açaraçmaz "Anne,tosst yap" diyor, ve malesef başka bir kahvaltı seçeneğini asla kabul etmiyor. Zamanla geçer diye ümid ettiğim için fazla dert etmemeye çalışıyorum.
Gerçi suç bizde de var. Geçenlerde madem bu kadar tost istiyor bari tostu yerinde yesin dedik ve Ayvalık Tostçusuna götürdük. İlk defa tabureye oturdu adam adam tostunu yedi. İşte o görüntüler.
Yemek içmek mevzusundan bahsetmişken eski iştahımız yok artık. Bütün gün bişey yemese yemeyecek. Önceleri son azılara bağlamıştım bu yememe durumunu, ama onunla alakası olmadığını farkettim. Daha çok oyundan ayrılmak, yemek yemekle vakit kaybetmek istemiyor. Buda gelip geçici bir durumdur diye çok üstelememeye çalışıyorum ama yemeyen çocuk zormuş arkadaşlar. Şimdilerde sırf yemek yesin diye Sadece onun sevdiği şeyleri yapıyorum, yapmama lazım ama gönlüm el vermiyor malesef.
Bu aralar boyumuz uzadığı için eski göbüşlü halide kalmadı. Boyu şu an 98 cm , kilosuda 19 kg. 1 kg vermiş durumdayız. Doğru dürüst bişeyler yemediği içinde süte saldırmış durumdayız. Gece yatarken 1 biberon içiyor, sabaha kadar bazen 2 bazen 3 biberon daha içiyor. Gazihan bebekken bile bu kadar kalkmıyordum geceleri. Şimdilerde gece süt istediğinde 50-80 cc kadar süt koyup veriyorum. Zavallım daha durumu çakmadığı için bitirp hemen uykuya dalıyor. Doğurmadan bu yemek yeme ve gece biberonla beslenme olayını çözmem gerekiyor. Yoksa 2 çocuğu aynı anda beslemem mümkün değil.
Beni zorlayan bir diğer konu ise arkadaşlık,paylaşım vs. Günü gününe uymuyor. Bi bakmışsın arkadaş diye deliriyo, bi bakmışsın kıyamet kopuyor. Mesela Defne ile çok sık görüşüyorlar. Bir gün elele kolla;
bir gün kavga kıyamet. Yanlış anlaşılmasın kavga kıyamet koparan Gazihan. Hele geçenlerde defne ile annesi sabah kahvesine geldiler. Geldiklerine geleceklerine pişman oldular. Defne neye eline dokunsa bizimki kızılca kıyameti kopardı. O kadar gerildim o kadar gerildim ki sinirimden ağladım. O gün karar verdim Nisan ayında kreşe göndereceğim. Hem paylaşmayı öğrensin, hemde ben şişmeye başlamış olacağım biraz dinlenmiş olurum,hemde yaptığım araştırmalar sonucunda eve kardeş gelmeden önce kreşe gönderirsem evden atılmış duygusunu hissetmez.
anlayacağınız zor günler bizi bekliyor. Çok kolay kreşe uyum sağlayabileceğini düşünmüyorum. Çünkü Gazihan tam bir yengeç burcu dolayısıyla bana çok düşkün. Öyleki şu top havuzlarına gittiğimizde bile diğer aileler gibi çocuğu bırakıp gidemiyoruz. İlla başında bekleyeceğiz.
Arkadaş delirdiğimiz de de ağzından çıkan tek kelime EFE. Her sokağa çıkacağımızda " anne Efe'ye gitcez" diye soruyor. Efe ile buluştuğumuz zamanlarda kavgasız gürültüsüz geçiyor ve çok güzel oynuyorlar.
Onlar oynarken biz Pınarla sohbet ediyoruz.
Umarım şu kreş mevzusunu kazasız belasız atlatırız. Önümüzde 3 ay var şimdiden hazırlamaya çalışıyorum ya, bakalım.
Hazırlamak dedimde çok alakasız bişey aklıma geldi. Benim can dostum Şule kasım ayında doğum yaptı. Aynı zamanda aynı apartmanda oturuyoruz. Gazihan'ın kardeş olayına alışmasına çok yardımcı olacak Ela kız diye düşünüyorduk. Her gittiğimizde Ela uyuyo olduğu için bi sorun yaşamıyorduk. Hatta kapıdan girer girmez "Anne Ela uyuyo" diyerek içeri giriyordu. birgün gittiğimizde Ela kız uyanıktı ve annesini emiyordu. Gazihan çok şaşırdı ve bana şaşkın şaşkın bakınca bende "Ela'nın karnı acıkmış annesinden süt içiyo" dedim. Epey bi inceledi inceledi sonra koşa koşa yanıma geldi ve göğüslerime yapıştı :) "Anne, Gaziyan'ın da karnı acıktı, emcek" dedi. Açtı göğüslerimi bi güzel eğildi, emmeye çalıştı, sonra baktı süt falan yok "Anne süt bitmiş" dedi. Eşek sıpası sanki bebekken emmiş gibi. Ben kucağıma fazla alınca ya da Şule; " yatağına koyun" diyor.
İşte böyle... Küçük dev adamım benim.
Şimdilik bu kadar. Komik bi videomuz ile bu yazıya son noktayı koyuyorum. NOKTA.
6 Kasım 2010 Cumartesi
Bi İkeamız Bile Yok Ama...
Şu Antalya'ya bi İkea açmadılar ya pes diyorum.
İnsanlar "vay Antalya sıcak memleket turizm şehri" falan diye düşünüyorsa söylemeden geçemeyeceğim, burası gelişmiş bir köyden ibaret. Öyle aradığınız herşeye ulaşamazsınız. Birçok yerde olan mağazalar burada bulunmaz. Bunların başında da İkea gelir.
İstanbul gezimizde bir günümüzü İkea'da geçirmiş ve çok keyif almıştık. Ve aşağıdaki videoda gördüğünüz yazı tahtası çok hoşumuza gitmiş fiyatı da çok uygun olunca alalım demiştik. Ama gel görki alamadık çünkü kargo ücreti yazı tahtasından daha pahalıya gelince kasada bırakmak zorunda kaldık.
Zaman geçti oyun grubumuzda ki ve oğlumun ilk göz ağrısı Defne'nin annesi arkadaşım Cananla sohbet ederken durumu anlattım ve içimizde kaldı diyede hayıflanmıştım. Oda aklının bi köşesine not ettmiş ve bir akşam elinde koca bi kutuyla çıkageldi.
Çok sevindik ve çok şaşırdık. Meğer İzmirde yaşayan annesine ve kızkardeşine söylemiş onlarda alıp Antalya'ya gelen arkadaşlarıyla Canan'a göndermişler. Nasıl mulu olduk anlatamam. Canım benim çok teşekkürler, bundan daha güzel bi hediye olamazdı. Hediyenin her türlüsü güzeldir ama ihtiyaç olan bişeyse ve alamadıysanız ve hediye olarak geliyosa tadından yenmiyo valla.
Şu an için harika resimler yapmasakda ve çizilen her çizginin bir anlamı var. Çok enteresandır zaman geçip çizgileri tek tek sorunca yine aynı cevaplar verebiliyoruz.
Biz yazı tahtamızla çok keyfili vakit geçiriyoruz.
Bloggerdan izleyemeyen arkadaşlarıda düşündüm :) Vimeodan izlemek isteyenler bir Tık
31 Ekim 2010 Pazar
Özlemişim Mimlenmeyi
- Boncuğunuza kitap seçerken en çok önem verdiğiniz kriterler neler?
- Bir kitabın kapak tasarımı sizi cezbeder mi?
Benden çok onu cezbediyor. İlgi alanlarına yönelik bir kapak tasarlanmışsa hiç kaçırmıyor hemen sahipleniyor.
- Çocuk kitaplarının didaktik yaklaşımlarını nasıl buluyorsunuz?
Çocuk kitaplarında 2+2 =4 eder gibi bir yaklaşım olmasından yana değilim. Daha yuvarlak hatlar içinde anlatılmak istenilen anlatılmalı böylelikle karşıdaki daha olumlu bir şeklide algılar ve uygular diye düşünüyorum. En azından kendi adıma ben birşeyin dikte edilerekten yaptırılmasından hoşlanmıyorum.
- Çocuk kitaplarındaki resimler nasıl olmalı sizce? Hikayesini beğendiğiniz bir kitabı ilüstrasyonlarından dolayı almamazlık ediyor musunuz veya tam tersi oluyor mu? Hikayesi uyduruk olan bir kitabı grafiklerine aşık olarak aldığınız oldu mu? Grafiklerde aradığınız temel özellikler var mı? Varsa nedir?
Yalın ve karmaşık olmamalı. Hikayeyi birkaç resimle anlatabilmeli bence.
- Çocuğunuzun şu anda en çok sevdiği 3 kitap hangileri? Bu kitapların bir ortak yönü var mı?
2. Kitap
İlk iki kitabımızın ortak noktası motorlu taşıt ve makina olması. Klasik erkek çocuğu yani. Arabaydı, kamyondu, iş makinesiydi her cinsi ilgi alanına giriyor ve kitaplığımızın çocuğunluğu bu tarz kitaplardan oluşuyor.
3. Kitap

Herhangi bir taşıt haricinde severek ilgilendiği kitabımızda Pingu. Alttaki pingu ise normalde bir boyama kitabı. Kitapçıda gördü" illa bu" dedi ve aldık. Hikaye kısmını boyama sayfalarındaki resimlere göre ben uyduruyorum. Aslında keyflide oluyor.

Aşağıdakilerde ilk göz ağrımız olan sesli ,resimli,hikayeli kitaplarımızdı.Gerçi sesli kısımları kopalı çok oldu ama. Hala daha seviyoruz.
Gazihan 8-9 aylıkken almıştık ilk sesli kitabını ve Antalya'dan İzmir'e kadar yol boyunca düğmelerine basa basa dinleye dinleye gitmiştik.
Bende hala daha bu kitaplarımızı beğeniyor ve seviyorum. Mesela Ercan ve Ebru serisi bence çok eğitici ve eğlenceli.
Birde rüya serisi var ki tuvalet eğitimi ile ilgili olan kitabını hala daha dinliyor ve okuyoruz. tavsiye ederim.
- Bir çocuk kitabı yazsanız hangi temayı işlemeyi düşünürdünüz, ya da temasız öylesine bir masal mı uydururdunuz?
Sanırım bir çocuk kitabı yazarı olmazdım,olamazdım. Onların hayal dünyasına girebilmek herkesin harcı değil gerçekten.
Gazihanda şu an için öyle oturup kitap okumama müsade etmiyor çabuk sıkılıyor. Yukarıdaki favori kitaplarımızdan da anladığınız üzere öyle çok hikayeli kitaplar ilgi alanımız değil. Daha çok görsel ve sesli kitaplardan hoşlanıyor. Gazihan için hikaye kitabı kısa ve net olmalı ve bol görselli olmalı.
Dolayısı ile masalda uyduramıyorum hiç. Zaten bir masal anlatmaya çalışırsam genellikle beni susturuyor.
Ya da Gazihan diye bi çocuk varmışla başlayan ve onunla yaptığımız herhangi bir olayı içeren gerçek masalllar anlatabiliyorum.
Benim mimlediklerim;
Kuzeytan(anne), Deniz, İlknur, AliYiğit'i mimliyorum.
27 Ekim 2010 Çarşamba
İyiler ve kötüler
19 Ekim 2010 Salı
Ömrümden Ömür Gitti
11 Ekim 2010 Pazartesi
Kenem'in İstatiği
İşte buyrun en çok okunan yazılarımız.
1. Su Kenesi (tık) : Hala su kenesi olarak devam ediyoruz hayata.
5. İstanbul'dan Bir Gazihan Geçti (Tık) Gördüğünüz gibi istatiğimizin 5'inden 2'si gezmece tozmaca.
Başak'ın dediği gibi "aaa kimse beni mimlememiş" demeyin. Sizde kendi kendinize mimleyin benim gibi.
2 Ekim 2010 Cumartesi
Dokujjj, gıymıjııı, biyajjj
Yaz başından beri öyle çok şaşırtıyor ki beni. Sürekli " çok çabuk büyüdü " diye tekrarlıyorum kendi kendime. Büyümesini görmek bir yandan zevk verirken bir yandanda üzülüyorum, bir bakmışım koca adam oluverecek göz açıp kapayıncaya kadar diye.
Aşağıda 3 video seyredecksiniz. Yaz başından sonuna kadar olan değişime sizde şahit olacaksınız.
Bu rakamları öğrenme mevzusu da Elmo sayesinde oldu. Gazihan Elmo'yu seyretmeyi çok seviyor. Benimde gerçekten içime sinerek izlettiğim tek televizyon aracı Elmo. Sayı saymayı oradan öğrendi. Bir gün baktım ki arabalarını sıralarken kendi kendine " dokujjj, uççç, bieeşşşş " diye sayıyor. Hadi gel sayıları sayalım annecim dedğim zaman da yukarıdaki video ortaya çıktı.
Bu aralarda da renkleri öğrendi.
- Gıymıjııı = Kırmızı
-Sa =Sarı
- Şiyahh = Siyah
-Şiyahhh = Gri
- Biyajj = Beyaz
Sokakta yürüken yanımızdan geçen arabaları gösterip renklerini söylüyor. Ya da evde arabalarını oynarken renklerini söylüyo yetmiyormuş gibi bide onları sayıyo ya bende ölüyorum gülmekten, sen ne anlarsın sayı saymaktan , nerden bilirsin yerinde ve zamanında kullanmayı diye.
Sonrada düşünüyorum ee bu çocuk büyüdü kendini kotardı, derdini söylüyo, bez mevzusu da bitti sayılır (aslında çoktan biterdi ya ben biraz gevşek çıktım bu konuda) , son azılardan 2 tanesi patladı diğer 2 side patladı mı gelsin 2. çocuk dermişimmmm :)
27 Eylül 2010 Pazartesi
YÜZDÜ YÜZECEK
Tam bi su kuşu oldu. Şimdi hergün sabah başlıyor " annii denişş, Gaya (Gazihan) denişşş." Türkçe meali " Gazihan denize gitmek istiyormuş " Eğer denize gidemiyor isek tuturuyor " Anni manyo, Gaya banyo. " Türkçe meali " Gazihan banyo yapmak istiyor "
Hergün denize gidemeyince mecburen hergün banyoya giriyor. Küvete girmeden öncede ne dese beğenirsiniz " Anni şüyü ayayla (anne suyu ayarla) ".
Buyrun efendim suyu ayarlanmış küvette yüzen Gazihan videosu.
20 Eylül 2010 Pazartesi
14 Eylül 2010 Salı
Yaz günleri Ve Buluşma
Koca bir yaz ayında evde oyunlar oynadık,
Bol bol denize gittik. Deniz kenarında en sevdiğimiz oyun olan denize taş atma oyununu oynadık.
Evdeki bütün oyuncaklarımızda deniz, göl veya herhangi bir su birikintisinden tüm nasibini aldı.
Bol bol kum oynadı (k) .
Untitled from yasemin aktug on Vimeo.
Sonra hepberaber yemek yedik. O kadar yoruldular ki yemek zamanında uyku nazı yapmaya başladılar. Hepsinin karınları doydukça gözleri küçülmeye başladı. 13 Eylül 2010 Pazartesi
2 Olay 1 Video
Veee 2 olayın toplandığı 1 video.
Video da Gazihan'ın kakası gelir;
Anni " kaka" der ve tuvalete oturturum. O sırada 1. olay devreye girer. Küvete kaka yaptığında kızdığım için bana " buraya kaka yok" diyerek küveti gösterir. O sırada hafiften geğirir ve 2. olay devreye girer.
Buyrun bir anne ve babanın bir yandan yapmaya çalışırken bir yandan çökerttiği eğitim videosu.
Untitled from yasemin aktug on Vimeo.
Sonuç = Ne ekersen onu biçersin.
18 Ağustos 2010 Çarşamba
Ayakkabı Sorunu
Ona da hatırı sayılır bir para verdik. Gelgelelim bizim dombili sandalette bir türlü rahat edemedi. Ayağına en ufak birşey değse yada sandaletine taş girse hemen çıkarmak istedi. Yolda yürümek zul oldu. Hoş yürürken parmaklarının yarısı dışarda olduğundan düzgünde yürüyemiyordu ya. 
Yukarıdaki fotoğrafta çıtçıtlı badimiz ve çakma croslarımız var.
Seneye koca herif olacak. Atlet, külot falan giyecek.
Bakalım seneye hangi kıyafet sorunları bizi bekliyor.
16 Ağustos 2010 Pazartesi
2 yaş kontrolü
Untitled from yasemin aktug on Vimeo.

