Blogger tarafından desteklenmektedir.
GAZİHAN ve ARKADAŞLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GAZİHAN ve ARKADAŞLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2011 Perşembe

Kıpır Kıpır Mayıs Ayı

İlkbaharın gelmesiyle birlikte içimiz kıpır kıpır oldu. Gerçi bizim içimizin kıpırtısıyla hava durumu doğru orantılı gitmese de bulduğumuz güzel havaların herbirini itina ila değerlendirdik.


Mayısın ilk haftasonlarından birinde Kankamız Efe ile buluştuk. ( Efe Gazihan'ın uzun süre zarfında bile kavga etmediği tek arkadaşı.) Önce güzel bir kahvaltı yaptık. Biz Pınar'la sohbet ederken oğlanlar birbirleriyle hasret giderdiler. Gazihan'ın deyimiyle kurbağalı parkta kurabağa avına çıktık. Sonra çocuk parkı olan bir başka parka geçtik. Sıra ayrılık vaktine gelince de ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Bozulmaz kaide olan ağlama faslıyla zor bir ayrılık sürecinden sonra evlerimize döndük. Tabi en kısa zamanda tekrar buluşmak umuduyla.



Derken kısa bir süre sonra İzmir'den Hülya&Tuna geldi. Onların gelmesiyle kıpraşmalar da ardı ardına geldi.

Nurturia'da bir buluşma organize ettik. 4 anne 3 çocuk pardon 4 çocuk (Kızımı unutmamak lazım) Konyaaltı Beach Parka attık kendimizi.
Sezonun İlk deniz keyfinide o gün açmış olduk. Kayıtlara geçsin diye söylüyorum 05 Mayıs 2011
tarihinde Gazihan ilk denizine girmiş bulunmakta.

Su soğuk falan demedi atladı denize yetmiyormuş gibi arkadaşlarını da denize sokmak için elinden geleni yaptı. Yoğun çalışmları sonucunda Efe'yi ikna etmeyi başardı. Kerem Ege de bir ara niyetlendi sonra vazgeçti. Tuna ise suya taş atmakla yetindi. .





Deniz kenarında keyifli vakit geçirdikten sonra parkı olan bizimde oturup sohbet edebeileceğimiz bir mekana geçtik. uzun zamandır bu kadar keyfili bir gün geçirdiğimi hatırlamıyorum. Konular ortak olunca konuşacak çok şey vardı. Ne yalan söyleyeyim seni anlayabilen ve seninle aynı dili konuşan insanlarla konuşmak ayrı bir zevk veriyor insan.


Çocuklar da çok keyifliydiler . Parkın tadını çıkardılar. Bize kıyak çektiler sanırım. Bizi neredeyse hiç üzmediler diyebilirim. Özellikle de Tuna. O bireysel takılıp Gazihan'ın kepçeleriyle vakit geçirdi. Sonrada bir güzel uyudu. Gazihan ve Kerem Ege de kaydırak salıncak peşinde koşturup durdu. Yedik içtik güzel havanın tadını çıkardık. bir de baktık ki saat 15 olmuş. İnanamadık. 4 saat arızasız vakit geçirmişiz. Bir sonra ki hafta tekrar buluşmak için ayrıldık.

Bir sonra ki buluşmamızda Efe de bize katıldı. 3 delikanlı arabın arka koltuğuna kuruldu herbirinin gözü bir diğerinin elinde ki oyuncakta yine beach parka doğru yola koyulduk.
Bu defa kadro tamamdı 4 anne 4 çocuk (5 çocuk Elif dahil) olarak attık kendimiz parka. Herşey bi önce ki hafta gibi olacak sandık ama yanıldık. bu defa hiç durmadılar bizim sıpalar. Biri durdu biri arıza çıkardı ama yinede çok keyifliydi. Sonra sonra biraz yorulduklarındanmıdır nedir, sakinleştikleri söylenebilir.

Bir ara kendilerinden geçtiler. Aşağıda gördüğünüz fotoğrafta onları bu kadar eğlendiren ve heyecanlandıran şey çok yakından geçen bir helikopterdi. Erkek çocuğu değil mi motorlu her taşıt ve araca aşırı tepki gösterebiliyorlar.

Erkek çocuğu olan 4 anne ne konuşabilirse onların hepsini konuştuk. Bez sorunundan, yeme içme sorununa kadar,paylaşmadan, arkadaşlık kuramaya kadar tüm konuları masaya yatırdık. Tabi arada güncel konulara da değinmedik değil.


Bol bol yedik içtik. Tabi bazı hain arkadaşlarım gözümün içine baka baka soğuk biraları hüplettiler. Hiç düşünmediler beni :))

Çocuklarda meyve suyunun Suyunu çıkardılar. Fırsat bu fırsat dediler bol bol meyve suyu içtiler.








Her güzel şeyin bittiği gibi 3 güzel buluşmada güzel anılarla sona erdi.


15 Ekim 2010 Cuma

Az laf Bol video vee Gazihan'ın Arkadaşları

Hep geriden geliyorum, hep geriden geliyorum. Tam 1 ay önce uzun yazışmalar sonucunda Antalya Nurturia buluşmasını gerçekleştirmek üzere gün belirledik. Buluşma akşam üzeri 5 te ve bizim eve çok yakın olacağı için Pınar ile Efe'yi sabahtan bize davet ettim. Çok keyifli bir gün geçirdik. ,
Efe ile Gazihan güzel güzel oynadılar,hopladılar,zıpladılar, koşturdular... sonrasında yemek yedik veee uyku vakti dedik. İkiside hemen uyudular.




Bizde Pınar ile koyu bir sohbete daldık.

Gazihan sayesinde gerçekten çok güzel arkadaşlıklar kurdum. Konu ortak olunca sohbet ayrı bir keyif veriyor.

Uzun bir sohbetten sonra önce Efe uyandı. Antalya Nurturia buluşma zamanı yaklaşınca benim dürtüklememle Gazihan uyandı. Topladık tasımızı tarağımızı doğruuu buluşmaya.

7 anne 7 çocuk olarak ilk buluşmamızı gerçekleştirmiş olduk. Keyifli ve yorucu bir buluşmanın ardından en kısa zamanda görüşmek üzere dedik ve ayrıldık. 1 ay geçti hala daha toplanamadık :)

Bu arada yeni sezonun ilk oyun grubu toplantısını yaptık. Herkesler büyümüş görüşmeyeli. Gün geçtikçe paylaşımları artmaya başladı. Aşağıdaki video da hepberaber dans ediyorlar sıpalar.

Yeni buluşmalarda görüşmek üzere.

14 Eylül 2010 Salı

Yaz günleri Ve Buluşma

Sonbahar'ın ilk günlerindeyiz ve Antalya da havalar hala çok güzel. O deli sıcaklar yerini tatlı bir bahar havasına bırakırken bizde yazın son günlerini oğluşla değerlendirmeye çalışıyoruz.
Koca bir yaz ayında evde oyunlar oynadık,

Bol bol denize gittik. Deniz kenarında en sevdiğimiz oyun olan denize taş atma oyununu oynadık.



Evdeki bütün oyuncaklarımızda deniz, göl veya herhangi bir su birikintisinden tüm nasibini aldı.



Her denize girişimizde baştan aşağıya kremlendik. Güneş kreminden de oyun olurmu dedirtircesine oyun çıkarttık. Bir gün kedi oldu, bir gün fare oldu.


Denizde o kadar çok yoruldu ki yatak şezlonglarda püfür püfür esen ılık rüzgarda hayatının en tatlı uykularından birini uyudu.


Bol bol kum oynadı (k) .





Yeni yeni arkadaşlarla tanıştık. Nurturia 'dan Pınar ile yazışıyorduk ve bir türlü buluşamamıştık. Onlar tatilden dönünce onları ziyarete gittik. Sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi sohbet ettik. Oğlanlarda gayet güzel oynadılar.

Untitled from yasemin aktug on Vimeo.

Nurturia'dan bir başka arkadaşımız olan Başak da tatil için Antalya'ya gelince, Pınar ile birbirlerini daha önceden tanıyınca hep beraber buluşalım dedik.

Toplatık tasımız tarağımızı (Çınar'ın tabiriyle bavuuu larımızı) Başağın yanına gittik Yazın en güzel günlerinden birini bu buluşmada yaşadık. Önce oğlanları bir arada tutmak pek kolay olmasada sonunda hepsinin ilgisini çekip bir araya getirebildik.


Denizde bol bol kumla oynadık. Sonra hooop havuza. Havuzda ki kaydıraktan sırayla kayıp durdular hiç bıkmadan usanmadan.
Onlar eğlendi olan bize oldu. peşlerinde koşmaktan.Sonra hepberaber yemek yedik. O kadar yoruldular ki yemek zamanında uyku nazı yapmaya başladılar. Hepsinin karınları doydukça gözleri küçülmeye başladı.
Ve veda vakti. Çok güzel bir buluşma ve kaynaşmanın ardından oradan ayrıldık. Başak, Pınar çok güzel birgündü. Tadı damağımda kaldı.
Buradan oğluşuma teşekkür etmek istiyorum. Hayatıma renk kattığı ve sayesinde çok güzel arkadaşlıklar kurduğum için.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Hülya&Tuna Buluşması


Yaz geldi rehavet çöktü. Koskoca bir temmuz ayı geldi geçti, ağustos ayını yarıladık olduk ben daha ancak temmuz ayında yaşadıklarımızı yazacağım.
Temmuz ayında neler neler yaşanmadıki. Bunların başında Hülya&Tuna buluşması geliyor.Her buluşmamızda bizim veletlerin ne kadar büyüdüğüne şahit oluyoruz. Bedenleri değişsede alışkanlıkları değişmedi :)



Buluşma mekanımız olmazsa olmazımız Konyaaltı sahili. Geçen sene buluştuğumuzda biraz denize giriyorduk, sonra biraz tıkınıyorlardı ve horul horul uyuyorlar bizde sohbet ediyorduk. Bu sene nerdeeeee sohbet etmek. Hatta sohbet etmeyi bırak aynı yerde bile durmamız mümkün olmadı. Biri denizde biri karada, biri kaydırakta biri salıncakta, biri ağlar biri bakar modundaydık. Biraraya geldiğimiz zamanlarda da komşunun tavuğu komşuya kaz görünürmüş misali birbirlerinin oyuncaklarına göz diktiler. Birinden biri oyuncağı alınsa kıyametler koptu. Tamam tamam Hülyacım itiraf ediyorum daha çok Gazihan kıyameti kopardı:))

Gürültülü patırtılı bir o kadar keyifli 2 buluşmanın komik fotoromanları ve videoları aşağıda.

İyi seyirler.


Gazihan Tuna'nın dedesinin simit büfesine göz diker



Bunu farkeden Tuna hemen olaya el koyar
" o benim dedemin büfesi " dercesine pohaçayı ballandıra ballandıra yer.


Gazihan bu duruma çok içerler. Minik dev adam intikam planları kurmaya başlar.



Annesinin Tuna için yaptığı "Tunişko cupcakeleri" ile intikamını almaya başlar.Tuna daha cupcakelere elini uzatamadan Gazihan cupcakeleri yemeye başlar.

İntikam tatlı gelmiştir ve Tuna'nın doğum günü mumuna da el atar.

Doğum günü sahibi Tuna mumu üfleyen Gazihan from yasemin aktug on Vimeo.

Sonra Tuna ve Hülya Gazihan'ın doğum gününde ziyarete gelir.

Tuna Gazihan'ın oyuncakları ile oynarken Gazihan hala daha simitlerin intikamını almanın peşindedir :)





Böyle intikam peşinde ye ye ye nereye kadar değil mi? Yedikleri yakmanın ve birazda kankayla oynama zamanı.


Hoppaaa from yasemin aktug on Vimeo.

Not: Gazihan'ın elindeki oyuncaklar Tuna'nın. Yani komşunun tavuğu:)

Bu arada bizde fırsat buldukça oğlanları çekiştirdik Hülya ile. Seneye kimbilir neler yaşaayacağız dedik. Sonra 2 çocuklu olursak halimizin ne olacağınız düşündük.

2 çocuklu olursak odanın savaş alanına döneceğine kanaat getirdik.
Günün sonunda Hülya ve tuna Gazihan için aldıkları doğum günü hediyesini verdiler. Kitaplar şu an favorimiz. Kıyafeti seneye yaza giyeceğiz inşallah.



14 Ekim 2009 Çarşamba

TUNA GAZİHAN

Uslu Tuna Azman Gazihan
En son yazın başında görüşmüştük Hülya ile. Çok keyifli bol sohbetli zaman geçirmiştik. Mışlı mişli konuşuyorum çünkü bu buluşmamızı iple çekerken bizim canavarlar ne sohbet ettirdi ne de oturttu. dur dur bizim canavarlar kısmını düzeltiyorum " benim canavar". Gazihan kaydırakların tepesine tırmanırken Tuna annesinin dizinin dibinden halka geçirmekle meşguldü.
Hülya; " Tuna bak gaizkhan nasıl tırmanıyor sen daha otur" diye söylenirken
Ben; " Öf Gazihan bak Tuna'ya ne güzel oturmuş da halka diziyor" diye dırdırlanıyordum. Komşunu tavuğu meselesine döndü halimiz anlayacağınız.
Hülyada blogunda bahsetmiş bu iki kanka bu buluşmalarında münkün mertebe birbirlerinin yanına yaklaşmadılar birbirleriyle ilgilenmediler bile. Herkesin derdi farklıydı. Onları bir araya getiren tekşey
Tuna!nın yürüteciydi. Oysa haziran başında nasılda anlaşmışlardı birbirleriyle. Yaz aşkı gibi kısa sürdü Kankalıkları. Ama bu tamamen yaştaş olmalarından kaynaklanıyor. Gazihan ne kendi yaşıtlarıyla ne de kendinden küçüklerle asla ilgilenmiyor hatta baktı ki kaba kuvvet işe yarıyor sonuna kadar uyguluyor benden fırsat bulursa tabi. Ama şöyle 4 yaş ve üstünde bir çocuğa denk gelirsek çocuğun vay haline. Bu seferde benimle oyna diye çocuğun önünde arkasında ona sevimli görünmek için binbir takla atıyoruz. Bu dönemlerde böyle oluyormuş allahtan sorun bizim Gazihanda değilmiş meğer. Bir ara epey korkmuştum paylaşmayı bilemeyecek sürekli ite kaka istediğini yapacak sanmıştım. Geçecekmiş. Bekliyoruz bakalım.
Bu arada Gazihan tunanın yürütecini zorla gasp edince Tuna da hırsınız Gazihanın suluğundan çıkardı.

İkiside öyle tatlılar ki. Seneye inşallah ikisinin de güzel güzel oynadılar bizde bol bol sohbet ettik yazısını okuyacaksınız.
Gelelim Hülyanın bahsettiği çimen meselesine. Gazihan temmuz 17 doğumlu olunca doğum gününü önce aile arasında kutladık. Arkadaş çevremiz tatilden dönünce bayram seyran olayları bitincede onlarala da kutlayalım deik ve güzel bir yaz akşamında kutlamak için mekan aramaya koyulduk. İşte o mekanlardan biride Hülyanın bahsettiği mekandı. Çocuk parkı olan çimenlik bir yer diye anlaştık Hülya ilede orada buluştuk ki test edelim onaylayalım diye. Aman iyiki de orda buluşmuşuz. 2 gün önce pasta ve yiyecekler bizden mekan ve içecekler sizden diye anlaştığımız yer işletme sahibi kabul etmiyor diye kabul etmedi. Bi de kriz var müşteri yok diye söylenirler. Neymiş efendim yiyecekleride oradan alacakmışısz. Neyse tamam o zaman başka bir yerle anlaşırız dedik. Hülya kuzenim Özlem ve ben bişeyler içelim dedik siparişimizi verdik. Çocuk parkında oturuyoruz. Garson geldi "içecekleriniz masada" dedi. Bizde "buraya getirmisiniz" dediğimizde "getiremeyiz, çimenlere dökülür" demez mi ! .Çıldrmamak içten değil ya Be adam biz çocukmuyuz, niye çimenlere dökelim. Neyse söylendik falan baktı ki 3 cazgır hatunla uğraşamayacak içeceklerimizi getirdi.Yani bir ara çimenlere dökmeyi düşünmedik desek yalan olur.
Sonuç olarak Türkiyede kriz yok arkadaşlar Antalya Atatürk Parkında ki çoğu mekan doğum günü partimizi pasta ve aparatif bizden içecekler sizden önerisini kabul etmedi. Bir tanesi hariç. Order cafe.
Çok keyifli çok eğlenceli bir doğum günü geçirdik. Çok ilgili, güleryüzlü bir dediğimizi ikiletmeyen bir mekan. çocuk parkınn yanında 20 kişilik bir masa ayırdılar. Ne diğer müşteriler rahatsız oldu ne de biz. Çocuklar gözümüzün önünde rahat rahat oturduk. Tüm sevenlerimiz eksiksiz geldi. Bu da ayrı bir keyifti . Oğlum için bu defa trenli bir pasta yaptım.
Bu defa ki menümüz Kısır, Galeta unlu börek, Havuçlu kabaklı salata, Zeytinli mahlepli tuzlu kurabiye ve Doğum günü pastamızdan oluştu. Oğluma hediye yağdı diyebilirim. Her biri ayrı güzeldi ama o içlerinden en çok aşağıdakileri beğendi
Görmemişin bi oğlu olmuş tutmuş 2 kere doğum günü yapmış gibi oldu ama güzelde oldu valla.
Bu arada Gazihan 14. ayını bitiriken hala tek kelime yok ama laf çok. derdini herşekilde anlatıyor.
2. geveze kuş videosu. Sonuna dikkat edin lütfen karşı tarafın telefonu kapattığını nasılda anlıyor maymun.
























































4 Temmuz 2009 Cumartesi

GAZİHAN TUNA BULUŞMASI 2

Tatilimize Gazihan Tuna buluşması -1- ile başladık. Hülya ilk buluşmamızı anlatmış blogunda.Gerçekten çok keyifli bir gün geçirmiştik. Tadı damağımızda kalmıştı. Kısa bir süreliğine Antalya'ya geri döndüğüm de haberleştik ve tekrar buluştuk. Koca bir günü birlikte geçirdik. Sanki yıllardır arkadaşmışız gibi hoş sohbet bir gün geçirdik. oğlanların keyfine de diyecek yoktu.

Sabah erkenden buluştuk ve akdenizin kızgın kumlarına attık kendimizi. Biraz suya alıştırdıktan sonra oğlanları koyduk simitlerine suda epeyce vakit geçirdik. o kadar çok suda kalmışızki elleri ayakları kabardı veletlerin.


Sudan çıktığımızda Tuna tuzlu suya doymadığı için Hülyay'yı yalamaya başladı.Yalamak derken dalga geçmiyorum yani yukarıdaki fotoğraf da ispatı. Hülyanın çekim gücü çok kuvvetliydi ki Gazihanda olaya el atmak istedi bi ara ikiside Hülyanın tepesindeydi. Ben ise çok eğleniyordum çünkü o güzel kareleri çekmekle meşguldüm.Sonra bizim veletler hafiften acıktı. Hülya kavanoz meyvelerinden çıkardı bende de Danone vardı 4 adet fakat kaşık 1 adetti. İki yemek canavarına zor yetişti Hülya bi Tuna bi Gazihan ikiside aç kurtlar gibi hülyanın eline bakıyorlardı. Yetmedi simit yediler . Çok komik halleri vardı ağızları yoğurtlu meyveli her yerlerinde susam taneleri sokaktaki kediler yalasa doyacaklardı bizimkileri.

Sonra ne oldu bilemiyorum bizim ikizler daha önceki NEREYE BAKIYO BU ADAMLAR pozunu tekrar verdiler. İkiz diyorum çünkü şüphe etmeye başladık acaba ikiz mi bunlar diye ne yapsalar beraber yapıyorlar. Bazen tunayı Gazihan falan sanıyordum.


O kadar tıkınma ve yüzmekten sonra bitkin düştüler ve uyudular.

Bizde fırsattan istifade koyu bi sohbete daldık. Sohbetin en koyu yerinde uyandılar bizimkiler sonra bize gittik önce güzel bi banyo yaptırdık ve saldık salonun ortasına. Komşunun tavuğu kaz gelir misali Tuna Oyuncaklarla oynamaya başladı bizim yüzüne bakmadığımız oyuncaklar birden kıymete bindi. Tuna neye elin atsa Gazihan da onu almak istedi. Sonra birbirlerine iyice alıştılar ve güzel güzel oyun oynadılar. Öğleden sonra Gazihan 1 saat kestirdi bizde fırsat bu fırsat dedik Hülya ve Tunanın fotoğraflarını çekmeye koyulduk ama Tuna o kadar hareketliydi ki zor bi çekim oldu. Güzel bi kaç kare yakalayabildik.


Güzel olan herşeyin bittiği gibi Tuna Gazihan buluşmasıda çok keyifli bir günün ardından sona erdi. Vedalaştık bi daha geldiklerinde görüşmek üzere sözleştik.

Biz tatilimizin 2. yarısına başlıyoruz bugün.10 gün kadar olmayacağız. döndüğümüzde tatilimizde ki gelişmeleri bir bir anlatacağım. Görüşmek üzere








Sen Kaçıncı Kişisin