Blogger tarafından desteklenmektedir.
Elif'in İlkleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elif'in İlkleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2017 Pazartesi

Kara kızım okullu oldu

Elif cimcimem de büyüdü de oda okullu oldu. Zaman denen şeyin ne denli hızlı aktığını böyle öneli zamanlarda daha çok anlıyorum.
Daha dün gibiydi seni kucağima verdikleri gün. Evimizin kıpırdağı.
Hep mutlu ol üzüm gözlüm.
Tarihe not: 18 Eylül 2017 de ilkokul 1. Sınıfa başladı

30 Kasım 2012 Cuma

Ankara

Kısa Kısa
 
Herşey 29 Ekim kutlamalarıyla başladı. Sabah erkenden tören geçidine gittik. 


 
 
Elif'im de Gazihanım'da coşkuyla ve ilgiyle geçitteki öğrencileri seyretti. Ailecek alkışladık.
 
 


Akşam 29 Ekim yürüyüşüne gittik. Allahım ben böyle kalabalık böyle coşku görmedim. 7'den 77'ye derler ya yok yok   kundakta ki bebelerden tutunda bastonlu amca ve teyzelere kadar herkes oradaydı. Marşları tüm ruhumuzla sesimizin çıkabileceği son volümüne kadar büyük bir şevkle söyledik.
Gazihan  o hafta sürekli " anne Atatürk nerde?, Anıtkabir demi?, Anıtkabir nerde " gibi soruları sıkça sormaya başlayınca ve 10 Kasım da çok yaklaşınca çoluk çombalak Ankara yollarına düştüm.


10 Kasım günü yüzbinlerin içinde bizde vardık. Heyecandan tüylerim diken diken oldu. Hayatımda böyle kalabalık görmedim. Ne müthiş bir duyguydu anlatması gerçekten zor.
O gün Atamız'ı sadece uzaktan ziyaret edebildik.
 
Birkaç gün sonra tekrar ziyaret gittik. Böylece Elif de Gazihan da ilk defa Anıtkabir'i ziyaret etmiş oldular. Elif'im henüz birşeyden anlamasa da Gazihan'ım çok bilinçliydi. Özellikle müze bölümü onu çok etkiledi. İlgiyle inceledi. Sorular sordu.


 Ankara gezimizin diğer bir bölümünde ise arkadaşlarla buluştuk. Başak'cım bizi bir akşam evine davet etti. Gebedaş'ım sevgili Şenay'da gelince çok güzel bir akşam geçirdik. Elif kızım gündüz pek uykusunu alamadığı için Başak'lara götürmemiştim. Güneş kızla tanışamadığına çok üzüldüm. İnşallah bir başka sefere.
Çocuklar artık büyümüşler dediğimiz tablolar gösterdiler bize. Aşağıda ki boyama aktivitesi de onlardan biriydi. Herkes küçük birer ressam edasında kavgasız gürültüsüz ahenk içinde resim yaptılar.
 

Bizde hem sohbet ettik hemde onları seyrettik.
Onun dışında da bol bol Ankara'yı gezdik. 2 çocukla eşim olmadan arabayla gelmek deli cesareti de olsa büyük bir ustalıkla üstesinden geldim. Tabi annemi de götürdüğümü söylemeden edemeyeceğim. O kadar da deli değilim yani :))
Çocuklar yolculuk da beni hiç üzmediler. Zaten yolun yarısından sonra hep uyudular. Böylece Elif ilk uzun yolculuğuna çıkmış oldu.

Güzel bir geziden sonra yuvamıza döndük. ve koşturmaca hayata kaldığımız yerden devam ediyoruz. Zaman'ın hızından ve hayatın yoğunluğundan pek blog yazmaya fırsatım olmadığı için bir tarafım buruk. Keşke aklımızdan geçenleri anında yazıya döken birşeyler olsa.
Neyse işte bizden haberler bunlar.
Sağlıkla kalın.
 

2 Ağustos 2012 Perşembe

Elif Kuru Temizleme (Hamarat Kız iş Başında 1)

Bugünlerde evde bol eğlence full aksiyon var. Elif kızım 1 yaşını doldurur doldurmaz düşe kalka yürümeye başladı. 13. ay itibari ile de düşmeden son sürat yürümeye başladı. Oldum olası gözü kara olduğu için 13. ay itibari ile de hemen hemen heryere tırmanıp iniyor. Ulaşamadığı yerlere de mini sandalyesini götürüp tırmanması gerektiğini de geçenlerde keşfetti. Bu da benim gözümü 4 değil 14 açmamı gerektiren yegane işaretlerden birisi oldu.
O kadar hızlı ki kaş ile göz arasında yapacağını yapıyor minnak kızım.
13. ay itibari ile " Annnnaaaa" ile başlayan türkçe meali "anne" olan kelimeyide artık düzgün söylemeye başladı. evde sürekli "anneeee, annne" diye yürüyen bıcır bir velet var. Kelime haznesinde " Ela, Ayo (alo), Al, Gaga (Gazihan) " mevcut. Ağzı ise çok dolu sürekli birşeyler söylüyor. Kız çocuğu ile erkek çocuğu farkını görerek yaşıyorum.

Geçenlerde gittiğimiz bir oyun parkında da beni çok şaşırttı. Çocukların görerek öğreniyorlar mevzusunun birebir örneği aşağıda ki videoda.


İnsanın hamarat kızı olmaya görsün. Evde çamaşır, ütü, yemek herşeyde yardımcı oluyormuş :)

 Şimdilik bizden haberle bu kadar.
Hamarat Kız iş başında serisini devamı da var.  Pek yakında.

27 Haziran 2012 Çarşamba

Orjinal Diş Buğdayı

Ben artık yine gecikmiş yazı demekten bıktım. Sanırım bundan böyle hiçbir zaman zamanında blog yazamayacagim. Bundan böyle yazdığım yazıların en az 1,5-2 ay öncesine ait olduğunu belirteyim. Hatta bundan sonra Benjamin Button gibi olacak :) gibi gözküyor.
Geleyim diş buğdayı partimize.  8 aylıkken ilk dişini patlattığını görmem ile birlikte ne zamandır beklediğim diş buğdayı partisi için kolları sıvadım. Değişik, eğlenceli ve süprizlerle dolu bir partimiz oldu. Uzun uzun anlatmayacağım. Fotoromanla özetleyeceğim.
Son dakika
 gelen konuklarımı kapıda kızımın kostümüyle uyumlu bir diş şeklinde karşılamak aklıma geldi.
Ve işte sonucu.
 Diş şeklinde kapı süsü.

Son zamanların modası tütü'ye biz de ayak uydurduk. Elimde tül mevcuttu. Aşağımızda da terzi olunca cici mi cici diş buğdayı kostümüz ortaya çıktı.

Gelen konuklarımızı kızımla kapıda karşıladık.



Günün değişik süprizlerinden bir tanesi olan şey ise Bindallı idi.  Üniversiten canım dostum taa İzmir'den kendi kızı'nın bindallısını gönderdi. (İzmir tarafında adetmiş kız çocukları 6 aylık olunca bindallı giydirilip eğlence düzenlenirmiş) Biz bi ara Elif ile bindallımızı giymeye gittiğimizde yeğenime işaret verdim ve  müziği açmasını söyledim. Ve şov başladı. Meşhur kına şarkısı ile sahnelerdeydik.
O gün Elif tam bir gelin gibi süzüldü de süzüldü.  Rolünün hakkını verdi kızçem.



Diş buğdayı tepsimizde olması gereken herşey vardı.
Neyi seçti diyorsanız videoyu sonuna kadar izlemeniz gerekiyor.




Bilenler bilir ben butik pastacılık yapıyorum (TIK) Her diş buğdayı pastası yapışımda "ayy Elif'in dişleri bir çıksın değişik bir pasta yapacağım" diyordum. Ve nihayetinde muradıma erdim.
Gelen konuklarıma o günün hatırası olarak mini hediyelik kavanozlardan hazırladım.


Çok keyifli ve güzel bir gün geçirdik. İnci gibi dişlerin olsun minnak kızım.
Not: 4 aydır altta 2 dişimiz var. Daha 2 gündür üst dişler gelmek için çaba gösteriyor.

8 Mayıs 2012 Salı

Elif ...

Kızım neredeyse 11 aylık oluyor ama ben 9. ayın yazısını ancak yazabiliyorum. Bugünlerde acaba çok mu tembelleştim diye düşünüyorum. Şunu yazayım bunu yazayım diyorum ama çocukları yatırdıktan sonra bana da öyle bir rehavet çöküyor ki bende doğruca yatakta alıyorum soluğu.

9. aya ne zamandır aklımda olan küpeleri taktırmakla başladım. Kuyumcuya gittiğimde kuyumcu'nun " Abla, 1 yaşından sonra delelim daha çok minik ya" demesine bir an kanacak gibi olsam da kararımdan vazgeçmedim. Önce deliklerin nerede olmasını belirleyen siyah noktalarımızı koyduk, sonrasında  delinmeyecek kulağını göğsüme yaslamak suretiyle 1 saniyelik bir işlemle ilk küpemizi taktık. Hemen akabinde 2. deliğimiz taktık. Ne olduğunu bile anlamadı kuzum. Küpe tabancasının çıkardığı ses biraz ürküttü 1,2 damla gözyaşı döktü o kadar. Şimdi iyi ki deldirmişim diyorum. Parka falan gittiğimizde kız çocuğu olan anneler cesaretimden dolayı tebrik ediyorlar ve iyiy kide delmişsinizi yokda 4-5 yaşına gelip kendileri isteyinceye kadar kalıyor diyrlar. Tabi " Aaaaaa nasıl kıydın çocuğa " diyen ebeveynleri tahmin edersiniz. Öyle ebeveynlere artık sadece tebessüm edip geçiyorum.

Kulaklarımızı deldirdik daha 1 hafta olmadan sol tarafta ki kızarıklıklar ortaya çıktı. Ne olduğunu anlayamadığımız, bir gecede ortaya çıkan bu kızarıklıklar bacakları hariç bütün vücudunu sardı.Bütün geceyi huzursuz geçirdi minnak kızım. Sabah ilk işimiz Dr'a gitmek oldu. Ürtiker teşhisini koydu ve kaşıntı yaptığı için huzursuz olduğunu söyledi. 3 gün boyunca Tavegyl şurup kullanmamızı önerdi. fakat 3 günde değişen birşey olmadı. Tekrar Dr'a gittik. O zaman birşey allerji yapmıştır dedi.Acaba küpeler mi diye düşündüm hemen. sonrasında çamaşırlarını bu aralar dışarıda kurutmayın dedi ve benim beynimde elektirik çaktı.Geçen gün çocukların çamaşırlarını yıkayacağımda onların yumuşatıcılarının bittiğini farkettim ve kendi yumuşatıcımızdan kullandım.
Eve gider gitmez daha önce kendi yumuşatıcılarını kullandığım çamaşırlardan giydirdim ve mucize bir şekilde akşama kadar yavaş yavaş kızarıklıklar azalmaya başladı ve ertesi gün hiçbirşey kalmadı. Demek ki kendi yumuşatıcılarımızda nasıl bir kimyasal madde var ki çocuğu 3 gün mahvetti.



 Herşeyin yoluna girmesiyle ve tabi bahar'ın kendinin iyiden iyiye hissettirmesiyle park-bahçe ve pazar kahvaltıları artmaya başladı. o günlerden birinde de kızım ilk salıncak deneyimini yaşadı. Tabi ki de acayip hoşuna gitti.






İlk kez çimenle tanıştı. Onları koparmak ve sonra tadına bakmak zevk aldığı şeylerin başına  geçti.











9 ay itibari ile ayakta 3-4 saniye tutunmadan duruyor.ve çok hoşuna gidiyor. Kısa mesafeli yerlerde tutunarak bir taraftan bir taraf gitmeye çalışıyor ama çok cesareti yok Allahtan.Yoksaaa çoktan yürüme olayını çözmüş ve  yerden bitme bir insan fıldır fıldır geziyor olurdu.

Son olarak yaprak sarmasını kim sevmez ki diyorum.


7 Şubat 2012 Salı

Vay Halime

Ben bu kız kıpırdak diyorum ya, boşuna demiyorum. Hatun 7,5 aylıkken (1 Şubat 2012) ilk ayağa kalkma tecrübesini yaşadı.
Sanırım çok kısa bir süre sonra sıralamaya başlayacak ve KORKARIM 9 aylıkken falan da yürüyecek.
Buyrun kıpırdak kızın videosuna.

9 Ocak 2012 Pazartesi

Ho Ho Ho Noel Anne 6 Aylık

Kızçem yarı yaşına girdi. Hatta onu da yarıladı ama ben yine ancak yazabiliyorum. Çünkü 6. ayımıza malesef hastalıkla girdi kuzu. Öksürük ve hırıltı bir türlü geçmek bilmedi.Kullandığımız ilaçlarla düzelmesini beklerken yılbaşı günü olan dr. kontrolümüzde geçmediği gibi ilerlediğini öğrendik. Böylece 6 ayıda yaşadığı ilklere bir yenisini ekledi. İlk Kez; anitibiyotik kullandı. Bu ilk sevimsiz olsa da yapacak bişey yoktu.
Gelelim güzel ilklere.
Bu ay bir sürü ilklere imze attı kızım ve hepsinide 6. ayında yaptı.
İlk kez emekledi.(28 aralık2011) 5. aydan sonra emekleme poziyonu almaya ve ileri geri sallanmaya başladı. Hatta totosunu öyle bi kaldırıyordu ki az daha uğraşsa takla aşacak pozisyonlara geldi.
İlk kez oturdu. Ama desteksiz oturmaya tam anlamıyla geçemedi.
İlk kez arkamdan ağladı. Anne odadan çıktı olayını kavradı.Çıktığımı gördüğü an basıyor yaygarayı.
Yani 6. ay bi anlamda bebekliğimizin en anlamlı kendini bildiği ve keşfettiği ay oldu.
Uyku düzenimize gelince gündüz uykusu hala kuş gibi artık düzelir diye umutlanmayı kesdim. 6 ayın sonuna doğru olduğu gibi kabullenmeye başladım.
Yemek düzenimizde de pek bi değişiklik yok. Formuna dikkat etmeye devam ediyor kızım. Yemekle pek arası yok öğün araları 4-5 saatte bir olarak değişiyor. Onun dışında katiyen yemek yemeyi reddediyor. Yedirmeye kalktığın anda da dudaklarını büzmek suretiyle kafasını çeviriyor.
Emekleme olayını epey bi ilerletti. Salonda 4 dönüyor ve özelliklede çiçek saksılarına kafayı takmış durumda.
Kendine hedef belirlemeye görsün.

Hedefe eninde sonunda ulaşıyor.


6. ayın sonunda daha bilinçli ve keyifli bir bebek oldu. Hafiften şımarıklıklar başladı. Telsarar kelimesini duyar duymaz 2 el başlıyor oynamaya. Görenler Nesrin Topkapıdan ders aldı sanır zilliyi. İki elini birden bi kıvırıyor ki sormayın.
Onun dışında bol koşturmalı , çok anlamlı 2011'i geride bıraktık.
2012 bize hastalıka geldi ama keyfimizi bozmayı başaramadı. Çünkü 2 tane dünya tatlısı kuzuyla ve sevgiliyle girmenin tadını hiçbirşey bozamaz.

İnşallah 2012 hepimze uğurlu gelir.

Sen Kaçıncı Kişisin