Blogger tarafından desteklenmektedir.
GAZİHAN 1 YAŞINDA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GAZİHAN 1 YAŞINDA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2010 Pazartesi

3,5 Gün

3 günlük tatil bizim için daha doğrusu benim için 3 günlük bir maraton gibiydi. Mutfakta en uzun süre kalma rekorunu kırmış olabilirim.

Bakın şu 3,5 günde neler neler yapmışı(m)z.

22 Nisan 2010 öğleden sonra




Oğlan uyurken girdim mutfağa 23 Nisan'a yapmam gereken pasta,kurabiye ve cheese kek'in ana malzemelerini pişirdim ki ertesi güne sadece süseleme ile uğraşabileyim diye. Akşam iş çıkışı babamız geldi, evde hazırladığım sandiviçleri aldık dooooğrrrru parka.




Oğluş ve sevgili oynadı ben oturdum keyif yaptım. Bir yandan onlara baktım, bir yandan dergi okudum, bir yandan fotoğraf çektim derken 2 saat geçmiş, hava kararmak üzere. Eeee karnımızda acıktı. Çıkardım görmüş olduğunuz tavuklu sandiviçlerimizi afiyetle yedik










Tam eve gitmek için toparlanıyoruz, Gazihan ayran içmek için masaya doğru hızla geldi, gelmesiyle ağlamaya başlaması bir oldu. Ne olduğunu anlayamadık. Sonra ağlaya ağlaya parmağını gösterdi. Kıymık batmış kuzuma. Nasılda batmış hain kıymık dobiliğimin barmağına. Ben parmağını tuttum, babamız kıymığı çıkarmaya çalıştı. Çok kolay olmasada çıkarmayı başardık. Epey bi göz yaşı akıttıktan sonra evimizde döndük.











23 Nisan 2010






Sabah erkenden kalktım bir yandan bayram bir yandan yetiştirmem gereken 2 pasta, 1 cheese kek, 20 adet kurabiye vardı.




Ama herşeyden önce oğlumun mutluluğu geldiği için atladık bisikletlerimize önce Cumhuriyet Meydanında saygı duruşunda durduk, sonra İstiklal Marşını söyledik, sonra simitçide kahvaltı yaptık sonra bastık pedala doğru Stadyum'a.



O kadar kalabalıktı ki stadyuma giremedik. Bizde stadyumun etrafında kurulan kermesde dolaştık biraz, biraz park-bahçe yaptık, bol bol toprak oynadık oğluş'un uyku saatine yakın eve döndük.




Babamız Gazihan'ı uyutmaya gitti, bende münasip bir yerlerime motoru takıp mutfağın yolunu tuttum.Akşama kadar mutfakta son sürat çalışıp Barbie bebek pastasını, Marlboro pastasını ve elbise şeklinde ki kurabiyelerimi bitirdim. Pastaların merak edenler bir TIK




Barbie bebekli pasta çocukluk arkadaşımın kızınındı. Dolayısyla bizde davetliydik. Çok eğlendik Gazihan bizi hiç üzmedi. Hatta uzun bir süre çocuk odasından yanımıza bile gelmedi.Genelde onlara bakıp kendince bişeyler anlattı ya da Nisan'ın mutfak setiyle oynadı. Doğum günü sahibi kız olunca oyuncaklarda ona göreydi. Çocuk grubuda 4-6 yaş arası idi. Bi baktım bizimkide herif olmuş da aralarına girmiş.




24 Nisan 2010




Bir gün önce gez toz- pasta yap- gez toz şeklinde geçince ev bir savaş alanına dönmüş gibiydi. 25 nisan'a kahvaltıya misafirim gelecek olunca da Gazihanla beraber temizlik olayına giriştik. Allahtan Gazihan bebekliğinden beri temizlik yapmam konusunda beni hiç üzmedi. Hatta sürekli destekledi :) Tabi öncesinde etrafı batırması gerekiyordu :)




O elektirik süpürgesini itti ben süpürdüm, bi ara o süpürdü ben seyrettim. Sonra balkonları yıkadık. En sevdiği kısımda bu balkon yıkama olayı.




Sonra beraber mutfağa girdik önce bir liste hazırladık neler yapabilirize baktık. Beraber bir cheese kek daha yaptık. Sonra uyku vakti geldi onu uyutma bahanesiyle bende yarım saat k.çımı dinlendirdim. Uyuduktan sonra tekrar mutfağa döndüm.



Alt tarafı kahvaltı niye 1 gün öncesinden hazırlanıyorsun diyenler olabilir. Cevaplardan 1.si aşağıda göreceğiniz fotolar, 2.si bu kadar şeyi bir gün önceden hazırlamam lazım çünkü akşama birde tiyatro sıkıştırdık.



Gazihan'ı halasına postaladık çok keyifli bir tiyatro izledik, sonra birşeyler içtik ve eve geldik, Nihayet. O da ne!!! Saat gece yarısı olmuş yapacak yığınla iş var. 2'ye kadar masayı kurdum son hazılıkları yaptım.



Bu defa ki kahvaltım değişik oldu. Çünkü açık büfe şeklinde hazırladım. toplam 11 kişi olunca 2 masa kurulunca yiyecekleri masalara paylaştırıp masanın kullanım alanını daraltmak hoş olmaz diye masaya sadece peynir zeytin gibi ana kahvaltılıkları koydum. Konsola da aşağıda görmüş



olduğunuz yiyecekleri.





Bayatlamayan Poğaça






Bu güne kadar hiç tarif yazmamıştım blogda. Bu da bir ilk olsun. bayatlamayan Poğaça Tarifini almayan kalmasın huuuuu






1 paket yaş maya



1 su bardağı ılık süt



1 su bardağı ayçiçek yağı



2 yemek kaşığı toz şeker



1,5 tatlı kaşığı tuz



1 şişe soda



aldığı kadar un






İç Malzemesi İçin ben peynir ve maydanoz kullandım






Yaş mayayı ılık suda ılık sütün içinde toz şekerle birlikte eritin, kalan malzemeleri koyup hamur haline getirin. 45 dakika kadar mayalandırın. Malzemeleri içine koyup beze şekline getirin. üzerine yumurta sarısı sürüp fırına verin. 180 dercede pişirin.



Afiyet olsun.









Peynirli Ekmek



Makarnalı Börek


Cevizli Ekmek (kendim yaptım)





Semiz Otu Salatası



Patlıcan Salatası,



Biber kızartması, Avakado Salatası












Çikolatalı Cheese Kek
Ve son.




21 Nisan 2010 Çarşamba

Sorulamayan Sorular ve 21. Ay Kontrolü

21 aylık olduk bile. 3 ay sonra 2 yaşında olacak. İnanamıyorum.



Dün 21. ayda yapılacak olan MMR aşımızı yaptırmaya doktorumuza gittik. Tabi en son 3 ay önce gördüğü içni rutin kilo boy ve diğer kontrolleride yaptı doktorumuz. Valla dün ki doktor ziyaretinden hiçbirşey anlamadım.
Soracağım bir sürü soru vardı ama hiçbirini yok yok sadece bir tanesini sorup geri döndük. Neden derseniz , nedeni Gazihan'ın ortalığı yıkması, aşı ve benim şaşkınlığımdan kaynaklandı.


Rutin kontroller yapılmaya başladı ağzı kulakları, karnı, göğsü dinlendi, sıra geldi boy-kilo ölçümüne. Ama benim Dana boy cetveline sığmadı.Onun için normal yani şu ayakta duran boy ölçen ve kilo tartan alette ölçüm yaptık. Biraz zor oldu. Canı acıyacak sandığı için durdurmakta zorlandık, ama sonra mutlu sona ulaştık.



En son yani 3 ay önce gittiğimizde 87 cm 14,800 gr idi. Şimdi ise 95 cm ve 17 kilo olmuşuz. Zaten son 1-2 aydır kaldırmakta çok zorlanıyordum. Sevgili Hülya da geçen buluşmamızda bi kaldırmayı denemişti o aklıma geldi birden :) Allahtan doktorumuz beklediğim tepki vermedi. Yine azar işiteceğimi sanmıştım. Sanki çocuğu zorla yedirip mengenede boyunu uzatıyorum ya. Kilo olarak 2 yaş kilosunda, boy olarak 2,5 yaş boyunda olduğunu ama kilosu ve boyunun orantılı olduğunu söyledi. Sonuç itibari ile Gazihan büyüdüğünde (Allahtan nasip ederse) kapılardan falan sığamayacak görünüyormuş. Ama o benim yinede küçük kenem. Evdeyken bana normal geliyo ama dışarıya çıktığımzda anlıyorum aradaki farkı. Özellkle de parkta.



Bizim milletimiz bişeyleri yarıştırmayı pek sever ya. Bizimki parkta koşturup oynuyo , yanında da bi oğlan çocuğu, aynı boydalar ama çocuk bıdır bıdır konuşuyor. Babası evet, evet babası genelde anneler yarış yapar ama bu defa babalarda başlamış yarıştırma işine. Neyse çocuğun babası "aaa sizinki konuşmuyor mu?" dedi. Bende "yok daha konuşmuyor" dedim. "aaaa geç kalmış bi doktora falan götürdünüz mü ?" dedi. Biliyorum iyi niyetinden ama bu sorulardan o kadar sıkıldım ki. Bende daha erken, 2 yaşını bi doldursun deyince adam bi durakladı. İlk başta sorması gereken soru birden aklına geldi. "Kaç aylık?" Bizimki 20 aylık onunki 26 aylıkmış. Bana dönüp "pardon aynı boyda olunca akranlar sandım" dedi.



Bu durumla yaşamayı öğrendim. Bu benim için bir övünç kaynağı asla olmadı. Beni tek endişelendiren yaşından büyük olduğu için ilerde yaşayabileceği sorunlar. Hep sen büyüksün, sen abisin muamelesi görecek olması beni düşündürüyor. İşte bu boy-kilo olayı arkasından aşı olması ve Gazihan'ın avaz avaz bağrıp ortalığı aya kaldırmasından dolayı soracağım sorular aklımda eve döndük.





Oysa


Tuvalet eğitimini nasıl ve ne zaman yapmalıyım?



Tv'ye olan düşkünülüğü normal mi?



Sakatat yedirmeye ne zaman başlamam gerek?



Oyun konusunda yetersiz mi kalıyorum acaba?



Ya da yaşından büyük oyunlar mı oynamaya zorluyorum?



Bunun gibi sorular vardı kafamda.





Sorudan ziyade bu yaşlarda çocuklara nasıl davranılır, neler yapmalı, neler yapmamalı gibi genel bir konu konuşmayı hedeflemiştim.Ama sadece sünnet ne zaman yaptırmalıyızı sorabildim. "Bir problem yoksa 7 yaşında" dedi. Bana kalsaydı ben doğar doğmaz yaptıracaktım ama olmadı. Ya da önümüzdeki ay düşünüyordum o da kaldı.





Doktorumuzun söylediğine göre sünnet ya 2 yaşından önce (bir problem varsa) ya da 7 yaşından sonra yapılmalıymış. 2-7 yaş arasında yapılırsa kaybetme korkusu yaşama riski yüksekmiş.



İşte sorulamayan sorular, akla takılan konularla 21. ay kontrolümüz böyle geçti.

1 Nisan 2010 Perşembe

Anası Çalar Oğlu Oynar





Kulaklarınıza verdiğim geçici rahatsızlıktan dolayı özür diler mıuhteşem bir görsel şova davet ederim.



Haydi anneler alın çocukları yanınıza, Sizi piste davet ediyorum.



Dökülmeyen kurt kalmasın.

22 Mart 2010 Pazartesi

ANA & OĞUL

Bir oyun grubumuz olduğunu biliyorsunuz. Bu oyun grubunun anaları fotoğrafçı ve Antalya fotoğrafçılar derneğinden arkadaşlar.Arka arkaya doğum yapınca da ortak noktaları bir iken iki oldu ve çok da güzel oldu. Şimdi 15 günde 1 toplanıp çocuklar,fotoğraf,çay,pasta-börek,bol sohbet(çocuklar uyurken), bol muhabbetli vakit geçiriyoruz.



Geçen hafta Gülden'de toplandık hani şu ikiz olan minik canavarlar var ya işte onlarda. Gülden'e daha önce rica etmiştim kekdekor için bana profosyonel fotoğraf çekimi yaparmısın diye. İşte o gün evden güzel kıyafelerimizi topladık Gülden'e gittik. Çok keyifli çok yorucu bir stüdyo çekimi gerçekleştirdik. Çocuklar inanılmazdı. hepsini tek karede toplamak mümkün olmadı. Hiçbiri olduğu yerde durmadı biri otursa diğerleri ayakta herkes kendi aleminde. Birde fotoğrafçının arkasında çocukların dikkatini çekmek için çaba sarfeden maymuna dönen biz.Sonuç itabari ile güzel birer anı olarak kalacak hoş kareler ortaya çıktı.



Bu arada benim kekdekor için çektirdiğim olan fotoğraflarımda süper oldu. Onu şimdi paylaşmıyorum. Çok ama çok yakında http://www.kekdekor.com/ olarak süper bir site ile karşınızda olacağım. Com'lu adres aktif hale gelince açılışı haber vereceğim. Eee tıklarsınız artık.
Oğluşla benim zorlu çekmimden birkaç kare.



Oğluşun güldüğü tek kare.




yerim senin o göbeğini.



Sevgili arkadaşım Gülden'e çok ama çok teşekkür ediyorum. Ellerine sağlık bu çok ama çok güzel fotoğraf için.

10 Mart 2010 Çarşamba

Eskisine Ne mi Oldu?

Yukarıda görmüş olduğunuz diş fırçası yeni diş fırçamız. Eskisine ne o olduğuna gelince, ucu yine b.oktan bir hikayeye dayanıyor.


Meraklandınız değil mi? Anlatıyorum.






*** Dikkat **** Hamileler,kalbi olanlar,tansiyon hastası olanar ve midesi hassas olanlar okumasın lütfen. :)






Her sabah yaptığımız gibi kahvaltıdan sonra dişlerimizi fırçalamak için banyonun yolunu tuttuk. Güzelce dişlerini fırçaladık. O sırada bende dişlerimi fırçalamaya koyuldum sonra ağzımı çalkalamak için lavaboya eğildim, eğilmemle sifon sesi duymam bir oldu.Bir baktım bizimkinin elinde diş fırçası falan yok.




" Nerde oğlum diş fırçan " dedim Klozeti işaret etti. Sizin anlayacağınız diş fırçasını atmış içine bi güzel de sifonu çekmiş. Bende hemen arkasından 2-3 kez daha çektim sifonu, diş fırçası biryerlere takılmasın, gitsin diye.




Aradan 2 gün geçti annemler geldi oturmaya.Kadıncağız tuvalete girdi. Büyük tuvaletini yapmış sifonu çekmişşşşş ve tuvalet taşmaya başlamış. Zavallı annem girdi, çıkmıyo tuvaletten. Merak ettim "anne ne oldu, iyimisin " dedim. " Böyle böyle oldu " dedi. Saat akşamın 9'u. Banyo'nun halini tahmin bile edemezsiniz. Paçamda Gazihan. Banyo'ya gireceğim diye ağlıyo.




Apartmanın alt katına yeni bir sucu taşınmıştı, bir umut aşağı indim. Şansımıza daha kapatmamışlar dükkanı. Adama durumu anlattım. "Utanıyorum ama banyo'nun hali pek değil, hiç iç açıcı değil " dedim. Güldü, " Bizim işimiz bu " dedi.


Neyse annem oğlanı aldı aşağılara dolaşmaya götürdü. Adamcağız klozeti söktü falan derken bizim diş fırçası meydana çıktı. Gerçi pek tanınacak halde değildi ama.




İçimden, al fırçala artık Gazihan demek geldi nedense.




Neyse sucu gitti sağolsun annem banyoya girdi 3 saat çamaşır sularıyla banyoyu dezenfekte etti.




Sonuç itibari ile yeni bir diş fırçamız var artık.




Kıssadan hisseye, bu çocuklar kaşla göz arasında iğneden ipliği geçiriyorlar ona göre.

26 Ocak 2010 Salı

24 Ocak 2010 Pazar

1.5 YAŞ




18 Aylık, 87 cm 15 kg'lık küçük dev adamım yarı yıl tatiline girdi.



Şimdi



KARNE ZAMANI

AKTUĞ İLKÖĞRETİM OKULU






GAZİHAN AKTUĞ



17072008





ÖĞRT:YASEMİN&KEREM AKTUĞ





UYKU DÜZENİ:İYİ


Uyku düzenimiz de bir değişiklik yok. Akşam en geç 9:30 da yatağa yatıyoruz. Gece uyanmalarında hala daha bir düzen tutturamadık. Gerçi hakkını yemeyeyim oğluşun sanki uyur uykusunda kalkıp oturuyomuş gibi yazdım. Ya emziğini bulmak ya da süt içmek için gözü kapalı mızırdanıyor.



Sabah en geç 7:30 da kalkıyor. Gündüz 1 kere uyuyor, yatma zamanı 12 ile 1 arası değişmekle birlikte ,2 ila 4 saat arasındadeğişiyor.



Uyku da sorun yok da uykuya geçişte sorun var. Yatakta dönüyor, dönüyooor,kafayı ordan oraya çarpıyor dönerken, sonra oturup kafasını vurduğu yeri okşuyor. Ce eeee oynuyor, bakıyor tepki yok, dönüyor dönüyoorr sonra sızıp kalıyor. Ama ne hikmetse hep yatağın baş ucunda yastıkların tepesinde uyuyor.






YEMEK DÜZENİ: İYİ


Paşa hazretleri artık büyüdüğünü ilan etti ve mama sandalyesi devri sona erdi. Aşağıdaki yemek videolarından bir tanesi son mama sandalyeli görüntü olarak tarihe geçti.



Bu aralar kahvaltı yapmayı reddediyor hergün aynı şeyleri yemekten bıktımıdır nedir. Bu ay ki doktor kontrolümüzde kahvaltı yapmıyor dedim, çok önemli değil, sıkılmıştır onun yerine tost,kek,börek,sandiviç hatta çorba bile verebilirsiniz dedi. Şu aralar tost ya da börek yapıyorum bayıla bayıla yiyor.








ARKADAŞLIK KURMA: PEKİYİ





Bir ara akranlarıyla bir arada olunca yaygara koparmış olsa da baktı ki ne varsa akranlarda var dedi herhalde ki şu aralar iyi anlaşıyor yaşıtlarıyla. Yine de kendinden büyükleri görünce akan sular duruyor.




HASTALIK DURUMU:PEKİYİ



Maşallah diyelim lütfen. Ocak ayı'nın sonuna geldik ciddi bir rahatsızlığımız olmadı. Şu 3 ayı da atlattık mı Antalya'ya yaz geldi demektir. Bu ay ki doktor kontrolümüzde sağ kulağında hafif bir enfeksiyon gördü doktorumuz ama çok başında dedi 1-2 ilaç verdi kontrole gideceğiz.

OYUN OYNAMA: İYİ


Birlikte oynuyorsak hiçbir problem yok gayet güzel oynuyor. Daha kendi kendine oyun oynayabilmesi için erken sanırım. Bu aralar arabalara düşkünüz. Her iki eline birer araba alıp koltuk tepelerinde onları sürüyor. Tipik erkek örneklerini sergilemeye başladı diyebilirim. ama tencerelerimde hala gözü var. Dolapların kapakları yanlışlıkla açık bırakılmaya görsün...
Eğitici oyuncaklardan pek hazetmiyor. Kare,yuvarlak vs olan şekilli küpleri öğrendi öğrenmesine bütün şekilleri yerlerinde sokabiliyor ama sadece bir kere oynamak istiyor. İkinci kez yapmak istemiyor. "yaptık işte daha kaç kez yapacağız" der gibi söylenip elinin tersiyle itiveriyor.





SUYA DÜŞKÜNLÜK:*** PEKİYİ


Bu ayrıca bir blog konusu. Su deyince akan sular duruyor hala. Gazihan hadi ellerimiz yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım dediğim zaman...









KONUŞMA: ORTA (BANA GÖRE)








Bakmayın yukarıda ki videoya. Tamamen raslantı sonucu ortaya çıkan bir durum.



Şu anda sadece BABA diyor. Ama kendince çok şey konuşuyor. İstedidiğim herşeyi gidiyor getiriyor. Herşeyi anlıyor. O yüzden bazı kelimelerin adını değiştirdik. Emzik=Canavar Düdüğü



Dışardaysak ve emzik evde kalmışsa problem çıkmasın diye "Canavar Düdüğü evde kalmış "diyoruz.




İşte oğluşun yarıyıl karnesi. İğneyi kendimize çuvaldızı başkalarına batırmak her zaman kolaydır. ama bu hafta Annelerin Dünyasında karne alma sırası biz annelerde. Bu defa çuvaldızı kendimize batıracağız.

18 Ocak 2010 Pazartesi

EMİZK DAVASI

Evet 18 aylık olduk. Büyüdü koca herif oldu. Hepinizin bildiği gibi emziklerde aylara göre numaralandırılıyor.


Ay itibari ile 2 numaralı emzik kullanıyorduk. Gerçi yaklaşık 2 aydır küçük gelmeye başlamıştı ağzımıza. Bende belki bırakır diye inatla değiştirmemiştim. Geçtiğimiz hafta en son köpek dişimizin tamamıyla çıkması sonucu tüm diş çıkarma olayın bitirmiş bulunuyoruz. Küçük emzik kullanarak diş yapısı bozulur diye ve bırakmamaya kararlı olduğunu görünce 3 numaralı emziği aldık.


Eve geldik güzelce kaynattıktan sonra verdim eline bir hışımla ağzına götürdü bir iki kere emdi sonra çıkardı. Emziği şöyle bir inceledi baktı ki emzik aynı emzik tekrar ağzına koydu, yine bir iki defa emdi tekrar emziğe baktı sonrada "ıııııhhhh" dedi ve emziği attı. Sinirlendi.Emziği işaret edip bize bişeyler söyledi. Bende küçük emziği verdim ama o büyük emzik sandığı için almak istemedi. Gece uykusunda büyük emziği verdim o derin uykuda bile farketti ve çıkardı. Bende bu iş tamamdır emzik bırakma operasyonuna başlayabiliriz dedim ve dün emziksiz uyuttum. Emzikle uykuya daha çabuk geçiyordu ama direndim vermedim. Gece o kadar çok uyandı ki daha doğrusu mızmızlandı. Yanına gittiğimde bir eliyle yatağın içinde emziğini ararken buldum. Uyku müziğini açtım tekrar uykuya daldı. Ama gece o kadar çok mzımızlandı ki sabah 5 te benim de pilim bittiği için pes ettim ve emziğini verdim. Sabah 8'e kadar deliksiz uyudu. Durum itibari ile 1-0 yenik durumdayım. Ama azimliyim.


Bu emzik tarihe karışacak. Çünkü bazen emzik yüzünden aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi komik durumlara düşebiliyoruz.





Yarın 18 ay doktor kontrolümüz ve aşılarımz var. Emzik mevzusu gündemin ilk konusu olacak.


Arkası yarın.

10 Ocak 2010 Pazar

1 YAŞ

TUNA & GAZİHAN
Bir Tuna Gazihan buluşmasını daha iftiharla sunarım.

















Yukarıdaki fotolara bakmayın siz geçen buluşmamıza nazaran gayet iyi oynadılar. Biri ne yaptıysa ötekisi onu yaptı. Birbirlerinin etraflarında dolandılar durdular. Bizde Hülya ile ( bir gözümüz onlarda) çayımız içtik sohbetimizi yaptık Konu tabi ki de çocuklardı. Yemelerinden uyku düzenlerine kadar yaşadığımız tecrübeleri paylaştık. Tuna en son gördüğümden beri boy atmış o bebek simasından ziyade yakışıklı kırmızı yanaklı bir küçük adam olmuş.
Sonra blog dostlarından bahsettik.
konuştuk. Sevgili Birben'in kulaklarını çınlattık.
Zaman kısıtlıydı çok kalamadılar bir daha ki sefere daha uzun oturmak dileğiyle ayrıldık.



6 Ocak 2010 Çarşamba

1 YAŞ

Meğer oğluşum sadece benim gönlümün yakışıklısı değilmiş .
Linki tıklayın.

DÜNYA BASININDA GAZİHAN

25 Kasım 2009 Çarşamba

FOTOROMAN-2


DÜNDEN BUGÜNE TIS TIS GAZİHAN

Gazihan'a evimizin kenesi dememizin sebeplerinden biride buydu kene gibi yapışıp uyurdu.








Ne çabuk büyümüşsün annem özlemişim bu hallerini içim cız etti valla fotoğraflara bakarken.



Uyku arkdaşımız hala vazgeçemediklerimizden. Şimdilerde daha bilinçli yatağa yatar yatmaz kendisi açıyor sesini onu dinlerken uyuyor.


İnsanın 2 bebeği olmaya görsün. Bazen ikiz doğurmuş gibi hissediyorum

Yerim senin dötünü. hala en sevdiğimiz uyku pozisyonlarından birisi bu

Hepimizin başına geliyordur değilmi o uyumadan uyuyakalmak.Şimdilerde sarılmama bile izin vermiyo oysa ben yine kollarım uyuşana kadar sarıp sarmalayıp uyutmak istiyorum. Sıpa şimdilerde bizim yatağa bile gelmiyor. Geçenlerde gece uyandı nasıl bir ağlamak anlatamam bende aldım bizim yatağımıza getirdim daha da sinirlendi karanlık falan demedi yataktan indi kendi odasına gitti elimden tuttu "ııı ıııı" diye söylendi "beni yatağa çıkar " dedi yani. aldım yatağına koydum döndü dötünü uyudu. Gazihanı daha 2 aylıkken kendi odasında yatırmaya başladık. Şimdilerde kötü mü ettik diye düşünüyorum. ne olurdu yani biraz daha yanımızda yatırsaydık




uykusuzluğa tahammülümüz yok her çocuk gibi uykusu saati gelmeye görsün. Bazen olmadık yerlerde olmadık şekillerde uyuyorlar

Bazen bi arkadaşın puseti daha cazip gelebiliyor (tuna'nın puseti)



Bazen mama sandalyesi...


Bazen, hatta çoğunlukla arabada uyuyoruz.daha bebekken rekorumuz arabaya bindikten 20 saniyeydi.Videoda ne demek istediğimi anlayacaksınız

Aaaahhh bak yine uykum geldi. hadi dağılında rahat rahat uyuyayım


23 Kasım 2009 Pazartesi

FOTOROMAN-1

DÜNDEN BUGÜNE PİSBOĞAZ GAZİHAN
Bugünlerde hem yazasım hemde yazacak vaktim yok.Küçük beyimizin köpek dişlerinin 3 tanesi aynı anda çıkmak istediği için huysuz mızmız yaramaz. Ağzımızın suyu çeşme gibi pekde iştahsız kuzum. Pek de tezat bi konu başlığı seçtim ama Gazihan'ın klasörünü şöyle bi kurcalıyordum baktım ki bir sürü ilginç fotoroman niteliğinde fotolar var ee benimde yazasım yok ben susayım da fotolar anlatsın dedim.

Nerde zararlı yiyecek var Gazihan orada
Arada sağlıklı olanları da yiyoruz ama
Sokaktaki büyük kurtarıcı çubuk kraker

Oğlum o yenmezzzz

Arkadaşla paylaşılan 1 simit gibisi yok
Off bu sarmada ne güzel olmuş




Ve çikolatayı keşfetik
Türk kahvesinin de tadı bi başka falıma bakacak var mı?

Bi dilim salatalık versem benimle sohbet edermisin?
Yine çikolata:))
o kadar çikolatadan sonra susadım tabi
Tostumu yedim bekliyorum
Evet utanıyorum!!!çekme !!!!
kabul ediyorum ben bi çöpçübalığıyım

Sen Kaçıncı Kişisin